İhbar edeceğiniz yoruma ait mesajını giriniz.

Dilek YETKİN

Kalifiye eleman mı , patron mu ?

Dilek YETKİN
09 Mayıs 2018
A-A+

Kalifiye eleman mı , patron mu ?

Turizmde Kalifiye personele ihtiyaç var kalite çok düşük; çözüm ya kalifiye personel ya kalifiye başka yolu yok!” söylemleri sektörde çokça gündeme gelir oldu.. 

“Personel eskisi gibi değil canım kardeşim bizim zamanımızda öyle miydi? Özel yetişmiş protokol servis personeli, dört yabancı dil bilen Ön büro personeli vardı otellerde.. Yurtdışında Turizm okumuş yetişmiş şu üniversiteden mezun olmuş çalışanlar vardı.. Hem de bizim zamanımıza inanılmaz bir disiplin vardı, şimdi öyle mi? Müdürümüz bir bakardı böyle mum gibi dururduk, nefes alamazdık! Bla bla bla.. Yılların emektarı minimum iki kişi bir araya gelir efendim tabir-i caiz ise gömer gömer dururlar zamane turizmcileri.. 


Sektöre yirmi senedir hizmet eden, naçizane çalıştığı süre boyunca da kendini mesleğini hakkıyla yerine getirebilmek için donatmaya çalışmış bir hizmet sektörü çalışanı olarak beklentim bu yönde değil ne personelden ne de değerli yöneticilerimizden.. Hemfikir değilim bu söylemlerin sahibi arkadaşlarımla. 


Kanaatim tek taraflı olmamalı hiçbir şey bu dünyada; değerlendirilen noktayı tüm sebep ve sonuçlarıyla ele almalı.. Nedir mevzunun can alıcı yeri, nedir sorunumuzun kaynağı diye bakmak gerekir. Malum empati yapamamak çağımızın hastalığı gibi.. 


Kalifiye personel elbette en güzel üniversitelerimizde yetiştirilsin, mezun olur olmaz  en az iki dil bilen, teorik bilgisi tam, sadece bilgisini pratiğe dökmek için hazır, son derece istekli,  kendine güvenen, inisiyatif kullanabilen pratik zekalı, çalışkan, canavar gibi personel aksın gelsin sektöre gümbür gümbür, gönlümüzden geçen bu elbet..


Ancak atladığımız önemli bir nokta var ki; bu saydığımız özelliklere sahip iş göreni,  bu işi bu donanımla sadece Türkiye’de değil dünyanın her bir yerinde yapabileceğine kanaat getirdiğimiz dünya insanını ne kadar mutlu edebiliyoruz? Verdiğimiz maaş, otellerin ol-a-mayan personel politikaları, davranış biçimimiz, kendini geliştirmeye imkan sağlamayışımız, eğitim vermekten bilgimizi paylaşmaktan çekindiğimiz bu tavırlarımızın tümü, personelimizi elde tutmayı zorlaştırıyor. 
Neden efendim? Çok basit, öncelikli ihtiyacımız olan kalifiye personelden ziyade, kalifiye işletme sahipleri ve kalifiye işletme yöneticileridir de ondan efendim!


Bu saydığımız ve muhtemelen fazlası özelliklere sahip personel zaten kendini eğitim alırken bir noktaya getirmiş mi? Getirmiş.. Donanımıyla işe kabul edilmiş mi? Edilmiş.. Çalışırken bunu daha üst noktaya taşıyacak mı? Elbette!.. 
Çünkü görüldüğü üzere eğitimi tamamlamış, yabancı dillerini öğrenmiş, kendini donatmış ve mezun olur olmaz en uluslararası zincirinden bir otelin kapısını kariyer planlamasını yaparak en güzel hayalleriyle donattığı dünyasını da yanına alarak çalmış..  Yani zaten mayasında var yönetici olacak geleceğin genel müdürü, koordinatörü, uluslararası önemli bir zincirin önemli bir parçası olacak ve sektöre şüphesiz katacakları, yarına bırakacakları olacak besbelli. Bırakın olsun.. Ama nasıl? 
Sorumuz ve sorunumuz kalifiye olmasını, profesyonel hareket etmesini istediğimiz personelimizi istihdam edecek vizyonu açık, eli açık, şeffaf yönetim taraftarı, işi uzman kadrosuna teslim etmiş kaç tane patronumuz var? Ve o personelin önünü açacak, kariyerini planlayacak kendi koltuğunu kaybetmekten korkmayacak, bilgisini paylaşacak yüreklilikte kaç tane lider yönetici var bunu bir irdelemek gerekir..


Asgari ücretliden hallice verdiğimiz maaşla, yok gibi davrandığımız, adını hikayesini bilmediğimiz, aidiyet duygusunu hissettiremediğimiz, mesai saati kavramının işletme tarafından sıkça ihlal edildiği, şeffaf ve modernize yöntemlerle yönetilmekten mahrum bıraktığımız personelimizin söylenilen her şeye biat etmesini, tatmin etmeyen maaşı, alamadığı primleri, zamları ile kariyerini planlayamayan, yarınını yönetici olarak göremeyen personelin kendini bu tesislerde uzun süre konumlandırmasını beklemek pek akıl karı değil..  


Ve sonuç arkasına bakmadan sektörü terk eden kalifiye ancak işsiz turizmciler, kalifiye personelden yoksun oteller.. Asgari ücrete tabii donanımı tam da istenildiği gibi olmayan, hizmet kalitesi ve kurum kültüründen bihaber personel istihdamı (ki sonuçları oldukça pahalıdır kalifiye personeli adamakıllı maaşla işe alıp çalıştırmaktan ) ve tabii kaçınılmaz son; kalitesiz hizmet.. kısır döngü suçlamalar.. 


Gençler için önünden geçilmeye yemin edilmiş bu tesisler kariyer hayallerinde hazin son oluyor.. Bu noktada şok ve umutsuzluk evrelerini atlattıktan sonra sektör değiştirme eğilimi oldukça yüksek oluyor haliyle çaresizlikten.  Turizm işletme eğitimini almış dil bilen insanlar ilaç sektöründe, otomotiv sektöründe, eğitimi ile alakalı olmayan başka sektörlerde iş bulma ümidi ile yeniden başlama çabaları içinde sıfır noktasında buluyor kendini. Yazık, hem de çok!. 


Neyse ki bugün sektörde farkındalığı olan ve sorunun kaynağına inme cesaretini gösteren yönetici arkadaşlarım da varlar; sağ olsunlar var olsunlar.. Bu farkındalığı kazanmak için sahip olunası en önemli özellik empati yapabilmek; mücadele etmek için de değişime cesaretli olmaktır.  Otellerin özellikle son üç yılda ciddi zorluklar yaşadığı, bir takım imkanlarının kısıtlandığı doğrudur; hepimiz tarafından bıkmadan mücadele edilen gerçeklerdir. Yarına olan inancımız bizleri ayakta tutarak daha fazla bir şeyler yapmaya yönlendiriyor ve biz bu mücadeleyi gerek üyesi bulunduğum dernek POYD çatısı altında; gerek satış ve pazarlama müdürü olarak görev yaptığım otelimde, gerekse ders verdiğim üniversitede tecrübelerini, birikimlerini, doğrusuyla, yanlışıyla aktarma imkanına sahip öğretim görevlisi olarak, sonuna kadar vermeye ve sektörüme sahip çıkmaya çalışıyorum naçizane. Şükürler olsun.. 


Bugünleri elbette aşacağız, gençlerimize umut salalım. Yarının yöneticilerini yüreklendirelim, yoksa vebalimiz büyük olacak. Her bir karışı değerli, denizi, kumu, güneşi, kültürü, tarihi, mutfağıyla oldukça zengin topraklarda, turizm için kalifiye personelden önce vizyon sahibi, kalifiye turizm işletmecilerine, patronlara, üst düzey yönetime ve hatta devlet erkanına ihtiyaç vardır; duyurulur!. 


Yaşadığımız her krizde ilk aklımıza gelenin personeli işten çıkarmak, ücretsiz izine göndermek, efendim SGK’sını yarım yatırmak gibi kötü çözümlerin üretilmediği; gerçek turizmcilerin eğitimli, donanımlı personelin sektörden ısrarla uzaklaştırılmadığı, işletme sahibi sözünü ve tavrını her şeyin üzerinde tutan, sadece kendi çıkarlarına ve koltuğuna odaklanan üst yönetimin olmadığı; misafir memnuniyetini yanlış anlayıp girdiği bütün otellerde sadece başta patron ve akrabaları olmak üzere memnun etmek için canla başla çalışan ve korkuları tarafından yönetilen yöneticilerin olmadığı; personelini yıpratan, ağzı dolu küfürler savuran vizyon yoksunu patronların hiç otel açmadığı, aidiyet duygusunu hissettiremeyen paragöz patronların otelleri varsa hiç iş yapmadığı ve otellerinin bir bir kapandığı bir dünya diliyorum…

Bu da benim yarışma dileğim gibi oldu ama idare edin bence!  Bir derdimiz var sonuç olarak kalifiye personelden öte!




 Yorumlar
Bu yazıya ait yorum bulunamadı
 Yorum Gönder
Yazarlar Tümü
Anket Tümü
Hava Durumu
Hava Durumu Parçalı

42 Derece

Arşiv