İhbar edeceğiniz yoruma ait mesajını giriniz.

HOTELIER / Türk ve Dünya Otelciliği Üzerine

MÜDÜR

HOTELIER  / Türk ve Dünya Otelciliği Üzerine
20 Eylül 2016
A-A+

MÜDÜR

Ernest Hemingway '' Başka insanlardan üstün olmanın onurlu bir yanı yoktur, asıl onur kişinin eski halinden üstün olmasıdır.'' der.


Bir işyerinin, bir departmanın veya bir organizasyonun müdürü olmakta kimseyi onurlu yapmaz, insana onur veren ne olduğunuz değil yaptıklarınız ve yapmaktan kaçındıklarınızdır.

Ben ilk kez 16 yaşında bir otelde çalışmaya başladım. Bu ilk çalışmam 2 aylık bir yaz tatili tecrübesiydi şeklindeydi ve öncelikli hedefim yabancı dilimi geliştirmekti. Bu oteldeki görevim resepsiyonistlikti. Ön Büro'da 20 kişilik bir ekibin parçasıydım ve başımızda bir Ön Büro Müdürü vardı  Ön Büro Müdürümüz işinde son derece başarılı, bilgili, tecrübeli ve personeli ile ilişkilerinde her zaman yapıcı olan pozitif bir insandı. Kusursuz diyebileceğim bir İngilizcesi vardı. Benimle özel olarak ilgilenir, hata yaptığımda bana kızmaz tam tersine '' senin yüzünden misafirden fırçayı yedik '' diye bana takılırdı. Kendisi ile 2 ay çalışmış olmama rağmen benim üstünde büyük bir etki bırakmıştır. Aradan geçen neredeyse 30 seneye ve gördüğüm onca yöneticiye rağmen hala benim için ideal rol modeli kabul ettiğim bir yönetici profilidir.

1989'da lise bittikten sonra profesyonel olarak tam zamanlı çalışmaya başladım. Görevim yine resepsiyonistlikti. Daha sonra FO Shift Leader, Assistant FO Manager, FO Manager, Sales & Marketing Manager, Assistant GM ve sonunda GM oldum. Kısacası hem bir personel, hem departman sorumlusu olarak hemde en tepede en fazla sorumluluk ve taahhütle otel operasyonunun tüm katmanlarında çalıştım. Personel olarak çalıştığım yıllar bu işte en mutlu olduğum ve en keyifli çalıştığım yıllardı. Resepsiyonist olarak çalışırken açıkça tanımlanmış ve sınırları çizilmiş bir görevim vardı. Bende bu tanımlama ve sınırlar içinde görevimi basit, temiz ve kaliteli bir şekilde yapar, işimi bitirip otelden çıktıktan sonra genellikle dönüp geriye bakmak zorunda kalmazdım. Otelden veya yöneticilerim tarafından evimden aranmayı hiç sevmediğimden her zaman işlerimi ekstra özenle yaptım ve üstlerimle yüz göz olmama yol açabilecek durumların oluşmasına izin vermedim. Ben bir departman sorumlusu ve otel müdürü olduktan sonra eğer başka hiçbir çare kalmamışsa ve gerçekten yüksek önem/aciliyet arz eden durumlar dışında personelimi evlerinden ve özellikle de izin günlerinde aranmaktan her zaman kaçındım. Hala da bunu yapmaktan kaçınırım. Otel personelinin işi bitip otelden çıktıktan sonra rahatsız edilmesinin ve gerekli gereksiz durumlarda zırt pırt otelden aranıp aptalca bir sorgu suale maruz bırakılmasının onların otele ve yöneticilerine olan güvenlerinde ve en önemlisi işlerini icra ederken ihtiyaç duydukları en zaruri duygu olan özgüvenlerinde sorunlar yaratacağına inanırım. Bence bir yöneticinin kalitesini en çok gösteren şeylerden birisi birlikte çalıştığı personele sağladığı özgürlük alanıdır. Bu alan ne kadar genişse o organizasyonda işler o kadar sağlıklı yürür.
 


Personel olarak çalışırken bazen o gün otele gitmek zorunda olduğum halde canım işe gitmeyi hiç istemezdi. Kendi kendime keşke bir fırsat olsa ve bugün izinli ilan edilsem böylece sabah gidip güzel bir kahvaltı yapar sonra biraz kitapçı gezer daha sonrada bir filme gidip keyif çatarım diye hayaller kurardım. O gün işe gitmeyip yapacağım izin bana sanki 3 gün izin yapmaya bedelmiş gibi gelirdi, öyle hissederdim. Ama üstlerimle böyle bir ilişki geliştirmek istemediğimden ve belki daha çok onların böyle bir isteği anlayabilmeleri için yeterli donanıma sahip olmadıklarını düşündüğümden asla oteli arayıp izin istemez oflaya puflaya da olsa işe giderdim. Yönetici olduktan sonra birlikte çalıştığım personele her zaman bu açıdan sonsuz özgürlük tanıdım. Eğer canları o gün işe gelmek istemezse asla yalan söylemeye veya mazeret üretmelerine gerek yoktu, sadece oteli arayıp  ''ben bugün işe gelmeyeceğim çünkü canım işe gelmek istemiyor'' demeleri benim için yeterliydi. Tabii her hafta bunu yapan bir personeli hoş karşılamazdım ama arada sırada bir personelin böyle sorgusuz sualsiz ''kontra'' izin yapmaya hakkı olmalıydı ve bu durum sorgulanmamalıydı çünkü kendi tecrübelerimle biliyordum ki bu 1 gün '' kontra'' izin çoğunlukla 3 günlük iznin sağlayacağı tatmin ve keyfe eşdeğerdi. Ön Büro Müdürü iken birlikte çalıştığımız Tekin isminde Hollanda'da büyümüş Almanca, İngilizce ve tabii ki Flemenkçe'yı kusursuz konuşan bir resepsiyon personelimiz vardı. Tekin son derece düzenli ve disiplinli bir kişilikti. Hiç işe geç kalmayan, üstü başı her zaman tertipli, verilen sorunlulukları eksiksiz yerine getiren, herkesle iyi geçinen dört dörtlük bir personeldi ve ben ona '' Tekin'cim yarın Başbakanlığı arayacağım ve senden bahsedeceğim. Bizde böyle kusursuz bir arkadaş var ve bu arkadaş bizim için fazla, biz alt tarafı bir otel işletiyoruz siz bu arkadaşı alın vatan, millet yararına kullanın burada ziyan olmasın diye seni anlatacağım '' şeklinde takılırdım ama o yine iş disiplininden asla taviz vermezdi. Tekin bu ''kontra'' izinlerden hiçbir zaman kullanmadı.

Personel olarak çalıştığım yıllarda yöneticilerimden bazılarını çok sevdim, bazılarından ise hiç hoşlanmadım. Bazılarından öğrendim, bazılarına ise ben öğrettim. Bazılarına acıdım, bazılarıyla gurur duydum. Haksızlığa uğrayanları da gördüm haksızlık yapanları da. Çalıştığı otele canı gönülden bağlı olanlar da vardı, o gün eğer gerçekten bir saat çalışmışsa bunu büyük bir kayıp kabul edenler de. Personel tipine ortak olmak isteyeni de gördüm, personel daha fazla kazansın diye hiç bir beklentisi olmadan cani gönülden destek vereni de. İki ayağı üstünde onlarca yalan söyleyeni de gördüm, asla doğrudan ayrılmayanı da. Patronaj karşısında kumdan bir kale gibi yıkılanı da gördüm, çelikten bir duvar gibi dimdik duranı da.

Otel Müdürü otele karakter ve kişilik veren şahsiyettir. Bence bir otel başında ki insan kadar ahlaklı, başındaki insan kadar onurlu ve başındaki insan kadar başarılıdır. Bu nedenle otel müdürü otel için bir yönetim mekanizmasından çok daha büyük bir anlam ifade eder ayrıca etmelidir de. Başta patronaj olmak üzere tüm otel çalışanları bu anlamı kavramalı ve koşulsuz saygı göstermelidirler. Adalet, hoşgörü, erdem, azim, dürüstlük, yardımlaşma, çok seslilik, nezaket ve güleryüz bir otele önce otel müdürünün şahsında var olarak yerleşir. Otel müdürü otel ekibi için her anlamda bir örnek teşkil etmek zorunda olduğu gibi aynı zamanda otelde filizlenen her türlü olumsuz vaziyet karşısında şartlar ve bedel ne olursa olsun gerektiğinde tek başına karşı koymak mecburiyetinde olan kişidir. Otelde diğer herkesin buna hakkı varken otel müdürünün tökezlemeye ve düşmeye hakkı yoktur. Umutsuzluğa ve yılgınlığa kapılamaz. O her zaman en önde ve en hızlı koşan olmadır. Yeri geldiğinde aşcı, yeri geldiğinde garson, yeri geldiğinde bellboy yeri geldiğinde muhasebeci ve yeri geldiğinde yönettiği otel ve personeli için patronaja karşı çıkan bir ''hain'' olmak otel müdürünün kaçamayacağı görevlerdir. Kendisi arkasından yalanla dolanla işler çevrilirken o  her zaman ahlaklı ve dürüst olmak zorundadır. Kendi bilgi ve tecrübesi ile yetiştirip bir noktaya taşıdığı personelin her an kendisini sırtından hançerlemesine hazır olmalı ve bu durum olduğunda bunu gürültüsüz patırtısız kabul etmelidir. En tepede olmak demek her zaman en yalnız olmakta demektir aynı zamanda ve buna dayanmak bir otel müdürünün en hassas ödevlerinden biridir. Bir otel müdürü oturduğu koltuğun saygınlığını yalnız kendisi için değil aynı zamanda kendisinden sonra o koltuğa oturacaklar içinde korur ve kollar.
 

Patronaj ile olan ilişkiler otel müdürü için ayrı bir mecra ve meydan okumadır. Patronaj çoğunlukla ticari hayatın özellikle de ülkemizde ki ticari hayatın doğası gereği en az personel, en düşük maaş ve en sınırlı harcama ile en çok geliri elde etmek ister. Her ne kadar tüm sorumluluğun otel müdüründe olduğunu iddia etse de çoğunlukla eline geçen her fırsatta işe karışmak, fikirlerini empoze etmek hatta belirleyici olmak için tetikte bekler. Aslında otel müdürü ile asla kabul etmeyeceği adı konulmamış bir savaşın içindedir. Bir otel müdürü için patronaj ile doğru ilişki kurmanın yegane anahtarı her sene hazırlanacak otel işletme bütçesi ve sene sonunda başarının vaya başarısızlığın bu bütçe ışığında değerlendirilmesidir. Başarılı geçen her yıl ve hedefi bulan her bütçe otel müdürünün elini güçlendiren, patronaj nezdinde güvenini artıran böylece otel işletmesinde otel müdürünün hareket kabiliyetini ve özgürlüğünü genişleten bir durumdur. Otel müdürü eğer yönettiği otelde eli cebinde, kimseye eyvallahı olmadan ıslık çalarak dolaşmak istiyorsa yapması gereken yegane şey işini en doğru şekilde icra edip her anlamda ama özellikle ticari anlamda başarılı bir otel işletmesi yaratmaktır aksi taktirde ne olursa olsun otelde özgürlüğüne tam anlamıyla kavuşamaz ve koltuğunu kaybetmese bile yavaş yavaş kişiliğini kaybeder.

Oturduğu koltuk için kişiliğini kaybetmiş bir otel müdürü ise artık yalnızca ''tehlikeli'' bir palyaçodur.


Twitter'dan takip edin twitter.com/hotelierist




 Yorumlar
Bu yazıya ait yorum bulunamadı
 Yorum Gönder

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarlar Tümü
Anket Tümü
Hava Durumu
Hava Durumu Parçalı

42 Derece

Arşiv